TÜM YAZILARI

Kurultay Gazetesi

Dünden Yarına Doğru
Neden Yanyana Değiliz
Güneydoğu Neden Böyle
Senet Mafyası Hakkında
Öğrenci Hareketleri
İdeal Askerleri Ve...
Bir Bayrak Rüzgâr...
Haydi Bu Oyunu Bozalım
Takke Düştü
MHP Gelecekten...
Özelleştirme Bakü...
İhtiras Kimin Diyeti ki...

Vadettiğimiz...

Burjuva Solcular Ve...
Liberalizm - Toplumculuk
Türk'ün Adaleti
Birgün Mutlaka

Bozkurtlar Ve Diğerleri

Ülkücülük Adaleti...
Yazılarımdan
Buzdağının İhtişamı
Eğri Yolda Doğru...
Siyasette Cironto Olmaz
Kim Kazanacak Yada...
İtidal
Yazık
Susmak Zamanı
Ülkü Ocağımız
6 Temmuz'da Aklanmak
Taşlar Yerine Oturuyor
Yeni Bir Başlangıca...
Yavuz Ve Midillli
Öncelikler
Nafile Gayretler
İl Kongreleri
İst. Kongresine Doğru
Kaderleri Birleştirmek
Olanlar Olabilecekler
Emeklerimiz, Çocuklar...
İst. Kongresi Hakkında
Bozkurt'un Adı MHP
Adrese Teslim Mektuplar
Şayet
Emperyalizmin Tarifeli...

Başkanlık Sistemi ve...

RP nin İki Yüzü
Yerel Yönetimler Yasası
23 Kasım'a Doğru
Başörtüsü, Eşber Ve...
Yiğidin Hakkı
 

KURULTAY GAZETESİ YAZILARI

 

MHP GELECEKTEN SESLENİYOR

10.01.1997

 

Türkeş ve MHP, esir Türk boylarının varlığı ve bu gün birçoğunun kavuşmuş olduğu bağımsızlığı noktasında tarih önünde haklı çıkmıştır.Atatürk’ün “10. yıl nutku”nda işaret ettiği bu gelecek, Türkçü hareketin ve Türkeş’in 50 yıllık, MHP’nin ise varoluşundan bu yana, yani 30 yıllık söylemidir.

Bu tarihin teslim ettiği ve herkesin kabul ettiği bir haklılıktır.

Biz şimdi daha az bilinenlerinden söz edeceğiz ;

DPT’yi Türkeş kurdu !

Planlı kalkınma dönemi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomi sürecinde bir evrimdir.Gelişmiş dünya devletlerinin, ilgi sahalarındaki diğer bazı az gelişmiş ülkelerin ekonomik ve sosyal gelecekleri için bile çeşitli planlar yaptığı dönemlerde yine bu az gelişmiş ülkelerden sayılabilecek ülkemizde, ekonomi önceden belirlenmiş hedeflerden yoksun bir şekilde, tabiri caizse akıntı ile birlikte seyrederken, bu yanlışlığın farkına varan Türkeş, 1960 ihtilali döneminde DPT’yi kurdu.Böylece 5 yıllık kalkınma planları ile ülkenin sosyo-ekonomik gelişimi hedeflere endekslendi ve bu hedefleri yakalamak için gerekli olan projeler üretildi, kalkınma süreci hızlandı.Yatırımlar, üretimler, ihracatlar artık bu hedefler doğrultusunda yapılır oldu.

TÜBİTAK’ı Türkeş kurdu !

Bilim ve Teknoloji çağında üretimin ilkel teknoloji ile yapılması rantabiliteyi ortadan kaldırır.Gelişmiş ülkeler ise azgelişmişlere hep eski teknoloji ihraç ederler.Bu tabii ki onları mütemadiyen sömürebilmek içindir.Büyük devletlerin casusluk örgütlerinin günümüzdeki en önemli çalışma sahası teknoloji casusluğudur.Bilim ve teknikte daha önde olan dünya siyasetine daha çok nüfuz edebilmektedir.

2.Dünya Savaşı’nın yer ile bir ettiği Japonya bilim ve teknik sayesinde çok kısa bir sürede dünya devleri arasına girebilmiştir.Müthiş bir toplumsal irade sergilemişler, batıda öğrenim yapıp yetişen bütün Japon bilimadamları ülkelerine dönmüşler ve ülkelerinin kalkınmasına hizmet etmişlerdir.

Bu gün amacına yeterince hizmet edemiyor olsa bile, kuruluşundaki niyet itibariyle fevkalade ideal bir kurum olan TÜBİTAK’ı da bu ülkeye Alparslan Türkeş kazandırmıştır.

DPT’yi Türkeş kurdu, TÜBİTAK’ı Türkeş kurdu...

Sosyal Güvenlik Kurumunu da Türkeş kuracak !

Bu gün için SSK’nın müflis hali bilinmektedir.Bağ-Kur zaten ha var ha yok...Memurların ve memur emeklilerinin sosyal güvenlik kuruluşu olan Emekli Sandığı da tatmin edici bir işleyişe sahip değil.Memur çalışırken ne alıyor ki emekli olunca ne bulsun?

Gelişmişliğin temel göstergelerinden olan sosyal güvenlik problemini çözebilmek için MHP bütün sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanarak koordineli ve sağlıklı bir işleyişe kavuşturulması gerektiğini işaret etmiş, herkese bir sosyal güvenlik numarasının verilmesini teklif etmiştir.

“Tarım Kentleri” MHP’nin projesidir, DOKUZIŞIK doktrininde ve parti programında yer alır.

Bu proje MHP tarafından 70’li yılların başlarında Türk kamuoyuna takdim edilmiştir.Esas itibariyle, ortalama 10 köy için belirlenecek merkez köylere sağlık, eğitim, güvenlik ve benzeri devlet hizmetlerinin, çevre için yeterli boyutlarda götürülmesi ile çevre köylerin yapılanmaları itibariyle bu merkez köye doğru bir akış içinde olacakları ve zaman içinde bir kent hüviyeti kazanacakları gelişme sürecini ihtiva eden “Tarım Kentleri” projesi bundan 20-25 yıl önce uygulamaya konulmuş olsa idi, muhakkak ki bütün ülkeye fevkalade faydaları olabilecekti fakat en önemlisi güneydoğu bölgemizde bu gün yaşanan sorunların belki de önü o günden
kesilmiş olacaktı.Bu gün güvenlik nedeniyle boşaltılan mezralar olmayacaktı, eğitim ve sağlık benzeri asli devlet hizmetleri de yeterli olduğu için “göç” asgari boyutlarda kalacak ve bölgesel yatırımlar bu günkünden çok daha fazla olacaktı.Neticede hiçkimse bunların eksikliğini istismar edip yöredeki körpe beyinli genç insanları kendi halkına ve devletine kurşun sıkmağa ikna edemiyecekti.

“Millet Sektörü” de bir MHP projesidir.

Üretimi yapan işçilerin yönetime de iştirak etmelerini kendi çalıştıkları fabrikaların hissedarları olmalarını içeren bu proje de 25 sene önce uygulanmağa başlasa idi, bu gün KİT’ler ekonomiyi kitleyemeyecekti.Devletin sadece bazı stratejik sektörlerde ve kar getirmeyen hizmet sektörlerinde yer alacağı, özel sektörün tekelleşemeden var olacağı, ama en önemlisi, ekonominin dinamizmini millet sektörünün temin edeceği bir model öneriyordu MHP. Şimdi ise hal ortada, hükümetlere “ne pahasına olusa olsun, özelleştirme” dedirtecek kadar, devletin -ve dolayısıyla milletin- malını gözler önünde yağmalatacak kadar vahim bir durumu yaşıyoruz.

Biz tabii ki böyle yağmacı bir özelleştirmeye, tekelleşme sürecine, hele yabancı sermayeye mülkiyet satışına karşıyız.Fakat bu, başka bir başlığın altında tek başına işlenmesi gereken geniş bir konudur.

Ve... “Doğrudan Demokrasi”

Türkiye “Gümrük Birliği”ni konuşurken, sağdaki ve soldaki basının neredeyse bütünü Türk milletine Gümrük Birliği’ni empoze ederken MHP, liderinin ağzından, Gümrük Birliği konusunda halkoyuna başvurulması gerektiğini ifade etti.Hatta bu benzeri bütün hayati konuların halkoyu ile belirlenmesi gerektiğine işaret etti.Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Şemsek tarafından hazırlanan bir küçük kitapçık ile de Gümrük Birliği’nin ne olup ne olmadığını teşkilatlarına ve Türk kamuoyuna takdim etti.

Biz Avrupa ile gümrük birliğini ancak anlaşmalar lehimize olduğu hallerde kabul ederiz.

Biz esasta “Türk Birliği”ni hedef edinmişiz.Diğer hiç bir birlik iştirakinin buna mani olmaması ön şartı vardır bizim için.

Fakat, Gümrük Birliği de tek başına bir başka yazının konusu olmalıdır.

Biz şimdi MHP’nin bu sebeple Türk kamuoyuna takdim ettiği yeni bir yönetim biçimine dikkat çekmek istiyoruz.

“Temsili Demokrasi” yerine “Doğrudan Demokrasi”...

Meclise kişisel beklentiler ve hesaplarla giren temsilcilerin kendi angajmanları sebebiyle milletin hak ve menfaatlerini çiğneyen tasarrufları olabilmektedir.

Lider sultasındaki partilerin bağlayıcı gurup kararları ile milletvekili iradelerine ipotek koymalarının da sayısız örneği vardır.

Bu ve benzeyen sebeplerden ötürü, toplumun geleceğini ilgilendiren hayati konularda, temsilcilerin değil bizzat toplumun karar vermesi ideal olanıdır.

İşte bu geleceğin demokrasisidir.

Ve Türkeş, Gümrük Birliği gibi hayati konularda halkın bilgilendirilmesi ve sonrasında halkoyuna gidilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

MHP gelecekten sesleniyor...Ama sesi çok derinden geliyor.Bize düşen bu sesi gür ve karşıkonulmaz kılmaktır.

Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin !

A S A M  B Ü L T E N

U F U K  Ö T E S İ
 
Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ