TÜM YAZILARI

Ülkücüye Mektuplar

Ülkücüye Mektuplar - 1 -
Ülkücüye Mektuplar - 2 -
Ülkücüye Mektuplar - 3 -
Ülkücüye Mektuplar - 4 -
Ülkücüye Mektuplar - 5 -
Ülkücüye Mektuplar - 6 -

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 

ÜLKÜCÜYE MEKTUPLAR


“
DEVLERİN AŞKI”  BİTTİ  Mİ  ?

    Nerde kaldı o çağlar ki, analar “kurt” doğururdu
    Hilkat insan çamurunu destanlarla yoğururdu
    Nerde o yiğitler ki gür sesleri obayı bürür
    “Yürü” dese dağlar yürür, “Dur” dese kalpler dururdu

                           Arif Nihat ASYA  (Bir bayrak rüzgâr bekliyor’ dan)


Sözümüz ülkücü geçinenlere değildir. Ülkücülükten geçinenlere hiç değildir.

Sözümüz “ülkücü”leredir ;

Neredesiniz ki, ne gölgenizi gören var, ne sesinizi duyan?! Buhar olup uçtunuz mu ?

Namluların ucundaki hayatta  yol arkadaşlarıyla “pazara kadar değil, mezara kadar” diye kavilleşenler, neredesiniz? Nedir, nedendir bu ölü suskunluğunuz, yoksa ruhlarınız öldü de  kavliniz sona mı erdi?

O karşı konulmaz sevdaları uğruna, anne ve babalarına ahir ömürlerinde bir huzurlu gün göstermeyen, evlat sevgisinin korku dağları yarattığı yürekleriyle onları uykusuz gecelere mahkûm edenler, ne oldu sevdanıza? Bir hiç için miydi çektirdikleriniz? “Buraya kadarmış” deme hakkınız var mı?

Körpecik beyinlere kara sevdalar ekip onları ana kucağından çalan, kendi yürek yangınlarına onları da yol arkadaşı yapan  “  ağabey”ler, siz neredesiniz? Yolunuza yolcu yaptıklarınızın nicesi  şehit olmuş iken, vebaliniz sizi hesap gününde bekliyor iken, sizin peki “Bitti..” deme hakkınız var mı ?  “Devlerin aşkı”  bir filmin adı mıydı yoksa?

Siz, bir ömrü hayallerinin ideallerinin  peşinden sürükleyenler, istikballerini demir parmaklıkların arkasına itenler, can arkadaşlarını kucaklarında ölüme gönderenler, ölümle akraba gibi yaşayıp bu günlere gelenler, siz neredesiniz? Uçurum kenarındaki patikalarda güle oynaya yol yürüdünüz, korkmadınız, yılmadınız. Peki şimdi nerdesiniz? En zor gün bu gün müydü?

Nerdesiniz “ülkücüler”, neden suskunsunuz. Yavuklunuzu atlarının terkisine koyanlar dört nal giderlerken  siz ne yapmaktasınız?

Hepsi birbirinden ayrı fedakarlıklarla, kahramanlıklarla dolu olan onbinlerce  otuz yılın, yirmibeş yılın sahipleri, çeyrek ömürleri sonunda vazgeçmek için mi heba ettiniz.    

Hey gidi efsane yıllar... Ne destanlar yazıldı da tarih bozuldu. Selam olsun o günlere...

Selam olsun maziye ve geleceğe. Bundan sonrasını üç beş “ideal askeri” yapa yalnız yürüsek bile...

A S A M  B Ü L T E N

U F U K  Ö T E S İ
 
Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ